Bilgisayarınızdaki dosyalara uzaktan ücretsiz erişim

foldershare Her ne kadar internet üzerinde dosyalarınızı barındırabileceğiniz servisler artmış olsa da bilgisayarlarımızdaki tüm dosyaları buralara göndermek mümkün değil. Özellikle hem evde hem işte ayrı bilgisayarlar kullanıyorsanız mutlaka diğer bilgisayardaki dosyalardan bazılarına ihitiyaç duyarsınız. Böyle bir durumunuz olmasa da arkadaşınıza gittiğinizde ona bilgisayarınızdan birşey göstermek isteyebilirsiniz.

Bunu yapmak için çeşitli yöntemler var; Aklıma gelenlerden bazıları severek kullandığım windows ile standart gelen uzaktan erişim, ftp server (örn. FileZilla Server – open source, açık kaynak), ücretli bazı yazılımlar (örn. GoToMyPc) ve bunlar gibi birçok çözüm. Fakat aşağıda anlatıcağım bazı özelliklerden dolayı Microsoft’un Foldershare yazılımını incelemeye değer gördüm.

FolderShare Microsoft’un Live hizmetleri içerisinde sunduğu çözümlerden biri. İsminden de anlaşılacağı gibi uzaktan masaüztünüze erişmek değil dosyalarınıza ulaşmak için kullanılan bir yazılım. Anladığım kadarı ile daha önceden başka bir firma tarafından geliştirilmiş ve Microsoft tarafından satın alınıp Live hizmetlerine eklenmiş. Şu anda halen beta sürümü de olsa ben hem vista hem de xp işletim sistemlerinde test ettim. Problemsiz çalışıyor.

Dosyalarınızı paylaştırmak istediğiniz bilgisayara bir program yüklemeniz gerekiyor. Buradan indirebilirsiniz. Bu sayfada dikkatinizi çekecektir, yazılım hem Windows hem de Mac OS uyumlu ve sadece 1MB civarında bir dosya boyutu var. Yüklediğiniz zaman başlat menünüzün Microsoft Live klasörünün altına Live Messenger ve Live Photo Gallery gibi yazılımların yanına giriyor. Yüklemesi de çok kolay, yanlızca sizden bir foldershare hesabınız olup olmadığını soruyor. İlk seferinde yükleme sırasında bu hesabı yaratabilirsiniz. Diğer bilgisayarlara yüklerken bu e-posta adresini ve şifrenizi yazmanız yeterli olucaktır.

Yükleme tamamlandıktan sonra yazılım arkaplanda çalışmaya başlıyor. Hafızada da sadece 3MB civarında bir yer kaplıyor. Live messengerın 10MB kapladığınız düşünürsek oldukça az denebilir. Bu noktadan itibaren artık dosyalarınıza internet üzerinden ulaşabilirsiniz. Denemek için FolderShare.com sayfasına gitmeniz yeterli. Yükleme sırasında kullandığınız e-posta adresini ve şifresini girdiğinizde bilgisayarınızı görüceksiniz. Artık içine girip tüm dosyalarınızı gezip istediklerinizi indirebilirsiniz.

screenshot

En önemli avantajlarından biri de firewall arkasında çalışması. Genel olarak tüm uzaktan erişim yazılımlarında router ayarlarına girip bazı değişiklikler yapmanız gerekmektedir. Bunu evinizde belki yapabilirsiniz ama her zaman router veya firewall’a erişiminiz olmayabilir. Veya nasıl yapıldığını bilmiyor olabilirsiniz. Bu FolderShare ile bunları yapmanıza gerek yok. Ayrıca evdeki ADSL bağlantılarımızın çoğu kapatılıp açıldığında yeni bir IP adresi almaktadır. Bazı direk bağlantı yazılımlarında bu IP adresini bilmeniz gerekmektedir. Bunu yapan yazılımlar tabiki var ama yine bazı kişiler için karmaşık gelebilir ve sonuçta ek yazılım yüklemek kimse istemez. FolderShare ile bu IP değişikliğinin farkına bile varmazsınız.

Tabi bazı gözüme çarpan dezavantajlar da var. Bunlardan en önemlisi bilgisayarınızdaki dosyalara ulaştınız ve indirmek istediğiniz dosyalar var. Bunların hepsini tek tek indirmeniz gerekiyor. Bence bir sepet sistemi olsa ve sepetteki dosyaları sıkıştırıp indirme olanağı sağlasalar çok hoş olur. Ayrıca bir live hizmeti olduğu halde Live single sign-on kullanılmıyor. Yine Live hizmetlerinden olan SkyDrive ile de bir entegrasyon olması gerekirdi diye düşünüyorum. Umarım bu özellikleri ileride görebiliriz.

Gmail, okunmamış e-postalar için RSS beslemesi

GmailGmail’in başka e-posta servislerinde olmayan (bildiğim kadarı ile) çok süper bir özelliğe sahip. E-posta kutunuzdaki e-postaları RSS beslemesi olarak da ulaşmanıza imkan veriyor. Firefox ve Gmail’i uzun süredir kullanıyor olmama rağmen bende bu özelliğin farkına burada gördükten sonra vardım.

İşin ilginç yanı, hatırladığım kadarı ile o RSS düğmesine sanırım basmıştım ama nedense çok ilgimi çekmemişti. Örneği http://mail.google.com/mail/feed/atom/ gibi bir adres size gelen kutunuzdaki (inbox) son bir kaç mesajı besleme olarak gösteriyor. Ama Gmail’in saıl hoş özelliği etiketler için de besşeme yapabilmesi. Bildiğiniz gibi Gmail’in kendi için kullandığı bir kaç tane etiket var. Örneğim “unread”. Dolayısı ile bu etiketi kullanarak http://mail.google.com/mail/feed/atom/unread/ şeklindebir adres ile okunmamış e-postalarımıza e-posta olarak erişmek son derece basit. Tabii eğer isterseniz geçerli herhangi bir etiketlede bu özelliği kullanabilirsiniz.

Gmail okunmamış rssGöz önünde bulundurulması gerekne tek nokta, Gmail’in RSS beslemelerinin şifre korumalı olması. Bu yüzden de şifre korumaları beslemeleri okuyabilecek bir RSS okuyucuya ihtiyaç var. Yani Google Reader işinize yaramayacaktır. Ama Firefox, her konuda olduğu gibi bu konuda da yardımınıza koşuyor. Sisteme giriş yapmış durumda bu beslemeleri Firefox’un canlı yer imlerine (live bookmarks) ekleyerek oldukça kullanışlı bir hale getirebilirsiniz.

Jukefly ile müziğinize istediğiniz yerden ulaşın

JukeflyEğer bilgisayarınızda yüklü bulunan dijital müziğinizi başka bilgisayarlarda da dinlemek fikri size çekici geliyorsa bu konuda çeşitli programlar var. Bunların başında anywhere.fm adlı site geliyor. Müziğinizi buraya yükleyerek, istediğiniz zaman başka bilgisayarlardan bu siteye girerek dinleme imkanınız var. iTunes benzeri arayüzü ile de son derece kullanışlı.

Fakat müzklerinizi yükleme fikri sizi rahatsız ediyorsa Jukefly adlı yazılımı denemenizde fayda olabilir. Jukefly genel olarak anywhere.fm’e benzer bir mantık ile çalışıyor. Fakat arada bir fark var. Jukefly ile dosyalarınızı bir yere yüklemiyorsunuz. Bunun yerine küçük boyutlu Jukefly programını bilgisayarınıza kuruyorsunuz ve daha sonra bu program sayesinde kendi bilgisayarınızda bulunan müzik dosyalarını dinleyebiliyorsunuz. Tabii bilgisayarınıı açık bırakmanız lazım. Bilgisayarınızı açık bırakıp, bir yere gidiyorsunuz ve istediğiniz zaman Jukefly web sitesi üzerinden bilgisayarınızdaki müzikleri dinleyebiliyorsunuz.

Şu an için Jukefly şarkılarınızı birden fazla kişi ile paylaşmanıza izin vermiyor. Yani müzik dosyalarınızı paylaştırmayı amaçlayan bir hizmet değil. Jukefly MP3, AAC, m4a be Ogg Vorbis formatlarını destekliyor.

Özellikle çok büyük bir müzik arşivine sahip olup, bu arşivi bir sunucuya yüklemeleri problem olan ama gene de müziklerine başka yerlerden erişmek isteyenlerin işine yarayabilecek bir hizmet.

Google Talk ile blog okuyucularınızla sohbet edin

Google Talk LogoEğer blog okucuyucularınızla canlı sohbet etmek istiyorsunuz. Google’ın yeni hizmete sunduğu Google Talk Badge tam size göre. Google Talk Chatback adındaki bu eklenti eğer okurlarınızla sohbet etmek isterseniz tam size göre.

Google Talk Chatback örneğiBu armayı web sitesinize ekleyerek aynı gmail penceresinde bulunan Google Talk bölümü gibi bir sohbet imkanı elde ediyorsunuz.  Aynı zamanda blog okuyucularınız sizin ne zaman çevrimiçi olduğunuzu da görebiliyorlar. Ayrıca bu hizmeti kullanmak için sadece bir bloga sahip olmanız gerekmiyor. Herhangi bir web sayfasına da bu eklentiyi ekleyebiliyorsunuz. Kurması da hiç zor değil. Bu adrese giderek seçiminizi yapıyorsunuz ve alttaki kodu sitenizde istediğiniz yere ekliyorsunuz. Tek gereken bir Google hesabına sahip olmak.

Google Talk’ın resmi blogunda konu ile ilgili uzun bir girdi var.

Önemli olan boyuysa…

sizeasy.com boyut karşılaştırmaSizinle bir site paylaşmak istiyorum. Bu sitenin adı www.sizeasy.com. Sitenin yaptığı şey boyutlarını verdiğiniz ürünleri karşılaştırmak. Örneğin 2 tane notebook arasında ki farkı mı görmek istiyorsunuz? Giriyorsunuz siteye, boyutlarını yazıyorsunuz. Size görsel olarak aradaki farkı ifade ediyor.  Bunun yanında daha önceden tanımlı bir kaç gündelik eşya var isterseniz onlarla da bir karşılaştırma yapabiliyorsunuz.

Şimdilik sadece 5 ürünün direk karşılaştıırlmasına izin veriyor. Eğer ölçücek bir şeyleriniz yoksa sitede bulunan bir sürü karşılaştırmaya da göz atabilirsiniz ya da arama seçeneğini kullanarak başkaları tarafından yapılmış karşılaştırmaları görebilirsiniz. Bence oldukça ilginç bir hizmet.

Özellikle ürün incelemeleri yaparken işinizi yarabilir. İşte benim Sony Ericsson P1i incelemesi yaparken telefonu rakipleri ile karşılaştırmamın .

Blogları Facebook uygulaması yapmak

Blogfuse FB uygulama logoGeçenlerde karşıma ilginç bir uygulama çıktı. Bunun sayesinde bloglarınızı bir Facebook uygulaması haline getirebilirsiniz.

Aslında blogunuzu Facebook’ta paylaşmanın çeşitli yolları var. Ama bunların da sınırları var. Örneğin bir blogu “Notes” uygulamasına ekleyebilirsiniz. Böylece blogunuzda yayınlanan yazılarınız da Facebook’ta arkadaşlarınız tarafından okunabiliyor. Ama maalesef birden fazla blog sahibi iseniz, diğer bloglarınız buraya aktarılamayacak.

Öte yandan arkadaşım Tolga Orhon’un geliştirdiği ve Facebook’un en iyi RSS uygulamalarından biri olan Simply RSS uygulamasını profilinize ekleyebilirsiniz. Bu uygulama ile istediğiniz kadar RSS beslemesi ekleyebiliyorsunuz. Ama bu beslemeler sadece sizin profilinizi ziyaret edenler tarafından görünüyor. Dolayısı ile ilginç bir kişilik değilseniz bu yolla blogunuzun okunma oranı pek de artmayacaktır.

Diğer bir yol ise demin bahsettiğim şekilde blogunuzu bir Facebook uygulaması (application)  olarak eklemek. Bu sayede blogunuzu hem arkadaşlarınızın profillerine ekleyebilir hem de onların kendi arkadaşlarına iletmelerine ve hatta profillerine eklemelerine olanak sunabilirsiniz.,

Size  bu olanağı sağlayan uygulamanın adı Blogfuse. Blogfuse’e kayıt olduktan sonra bi kaç basit adımda blogunuzdan bir Facebook uygulaması yaratıyorsunuz ve paylaşmaya başlıyorsunuz. İşin güzel yanı eğer bunları yapmak için uygulama geliştirmeyi bilmenize gerek yok. Tek yapmanız gereken basit bir kaç adımı takip etmek.

Uygulamayı kaydederken ilk önce Facebook’un uygulama geliştirmeye yarayan kendi uygulamasını eklemeniz gerekiyor. Ama merak etmeyin bunu Blogfuse’ün kendi sitesinden takip ederek yapıyorsunuz. Dolayısı ile bir şey bilmenize gerek yok.

Facebook uygulama geliştirme

Uygulamayı profilinize eklediğiniz zaman mini-feed de diğer uygulamalar gibi gözüküyor.

Su aygırını uygulama olarak eklediğiniz zaman mini-feed’de böyle gözüküyor

Uygulamayı ekledikten sonra profilinizde bu şekilde gözüküyor.

Blogfuse uygulamasının profilde görünümü

Deneme yaparken gördüğüm olaylardan bir tanesi Facebook desteklemesine rağmen Blogfuse uygulaması Türkçe karakterleri kabul etmiyor. Bunun dışında blogunuzun hangi sistemde olduğu da önemli değil eğer RSS beslemesi varsa bütün bloglar bu şekilde uygulamaya dönüştürülebiliyor.

Facebook çok büyük bir kitleye hitap ediyor dolayısı ise bu uygulama sayesinde blogunuzun okuyucu kitlesini oldukça artırmanız mümkün. Facebook’ta şu an için 58 milyon civarı üye olduğunu düşünürsek fena bir yöntem değil.

Tabii bir de kötü haber var. Bu uygulama geliştirici bedava değil. Bir blog için aylık 5$ bir ücret ödemeniz gerekiyor. Ama bir haftalık bir deneme süresi var. Bu süre büyük ihtimal ile bu paraya değip değmeyeceğini anlamanıza yetecektir.

İşte suaygiri.com’un Facebook hali uygulaması Su Aygırı

Online Virüs ve Zararlı Program Kontrolu

NanoScan virüs taraması sırasında. Tarama Firefox 2 ve Windows Vista üzerinde yapılmıştır.Günümüzde, virüsler, malware ve spyware’ler can sıkıcı şeyler. Genelde bunun için çözüm bir virüs programı kullanmaktır. Ama sisteminizde yüklü olan program çeşitli nedenlerden dolayı güncel olmayabilir veya yeni çıkan her virüsü tanımayabilir. Günümüzde Internet’teki gelişme sayesinde artık virüs kontrollerinizi online olarak yapabilirsiniz. Online virüs tarayıcıların en büyük avantajı her an en güncel veritabanına sahip olmaları.

NanoScan virüs taraması sonuçları.Genelde bir sürü Anti-virüs firmasının online virüs tarayıcıları olsa da bunların çoğu pek istenildiği şekilde çalışmıyor. Fakat biraz önce rastladığım Nanoscan ve TotalScan’i tanıtmak isterim.

İkisi de Panda Antivirus firmasının projeleri. Firefox’ta ve Internet Explorer’da çalışıyorlar. Nanoscan biraz daha basit bir tarama yapıyor. Bu yazı yazıldığı anda 2,721,064 virüs ve benzeri kötü niyetli programı tanıyordu. Benim sistemimi bir dakikatın altında taradı. Zaten en büyük avantajı da bu hızlı taraması. Nanascan sadece bir tarayıcı, yani kötü bir şey bulursa silmiyor amacı sadece sizi uyarmak. İkiside 9 ayrı dili destekliyor ama aralarında Türkçe yok.

TotalScan virüs taraması sırasında. Tarama Firefox 2 ve Windows Vista üzerinde yapılmıştır.Eğer daha ayrıntılı bir tarama isterseniz gene Panda’nın Total Scan’i kullanmalısınız. Total Scan daha detyalı bir tarama yapıyor. Basit taraması beş dakika civarı sürerken, tam tarama ise bir saati bulabiliyor. Ayrıca TotalScan’a üye olursanız taramalarınızı kişiselleştirebilir (ör: belli dizinler gibi), tarama geçmişiniz gibi ileri fonksiyonlara erişebilirsiniz. Üyelik ücretsiz. Ben test ettiğim sırada 3,010,972 zararlı öğe tanıyordu. Nanoscan’in aksine TotalScan bulduğu zararlı öğelere gerekli müdaheleleri de yapabiliyor. Bazı ileri fonksiyonlarını kullanmak için ise Pro sürümüne geçmeniz gerekebilir.

TotalScan arama sonuçları.Yukarıda da bahsettiğim gibi diğer anti-virüs firmaları da online tarayıcılar sunuyorlar. Yalnız aşağıdakilern hepsi Active-x tabanlı olduğu için sadece Internet Explorer’da çalışıyor.


internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

Not: Test sırasında Windows Vista ve Firefox 2 kullandım. Firefox’u administator modunda başlatana kadar eklentiyi yükleyemedim. Administrator modundan sonra ise problemsiz olarak çalıştı.

Mozilla Weave, Mozilla’nın web servisleri platformu

Mozilla Labs Weave LogoMozilla sessiz sedasız yeni geliştirmekte olduğu açık web servisleri platformu Weave‘i duyurdu.

Günden güne web ile daha iç içe bir hayat yaşıyoruz. Zamanımızın çoğununu web servislerini kullanarak geçiyoruz. Her ne kadar Flock gibi girişimler tarayıları bu tür servislerle entegre etmeye çalışsalar da bu iş için yeterli girişimler değiller.  Bugün tüm web servisleri neredeyse farklı yöntemler kullanıyorlar. Bu yüzden bunları birleştirecek bir standarta ihtiyaç var. Örneğin web e-posta servislerini sorgulamak, ya da fotoğrafları yüklemek için kullanılcak bir standart daha verimli bir web deneyimi getirecektir.

İşte Mozilla’nın da Weave ile yapmaya çalıştığı bu. Yani Mozilla hesabınızı kullanarak, bookmarklarınızı yer imlerizi, eklentilerinizi, temalarınızı ve diğer ayarlarınızı Mozilla hesabınızda saklayabileceksiniz. Böylece eğer bilgisayarınızı kaybetseniz bile ayarlarınız Mozilla sunucusunda sizi bekliyor olacak. Mozilla Weave hem bir sunucu (Ör: Mozilla servisleri sunucusu) ve de bir eklentiden (Firefox 3 için) oluşuyor.

Bir kaç kullanım örneği burada İngilizce olarak bulunuyor.

Weave, şu an için deneme safhasında ve daha çok yeni. Şu an için sadece Firefox 3 ile çalışıyor. Eğer denemek isterseniz buradan  Mozilla servisleri hesabınızı yaratıp eklentiyi indirebilirsiniz.

17 Kullan-at email servisi

Internet gün geçtikçe spam’in daha fazla olduğu bir medyum haline geliyor. Milyonlarca bot, her gün milyonlarca web sitesini gezerek buralardan e-mail adreslerini alıyorlar. Bunun yanında bir sürü web sitesi, kullanım için sizden kayıt olmanızı istiyorlar. Tabii bu sırada mecburen email adresinizi de veriyorsunuz. Verdiğiniz bu email adresi çok kısa bir süre içinde haberiniz olmadan bir sürü firmanın eline geçebilir.

Ama hem yeni servislere üye olmanın, hem de spamden korunmanın bir yolu var. Kullan-at-email servisleri. Böyle bir servise kayıt olunca email ile gerekli kayıt işlemlerini hallediyorsunu ve daha sonra bu email adreslerini belli bir süre içinde kendilerini yok ediyorlar.

İşte size kullanacabileceğiniz kullan at email servisleri:

  1. Mailinator: Internette bulunan en çok kullanılan kullan-at hesaplarından biri.
  2. Bugmenot.com: Temiz, hızlı ve basit
  3. Guerilla Mail: 15 dakika da tükenen email adresleri. Hızlı ve basit.
  4. Pookmail:Türkçe dahil olmak farklı dillerde de hizmet veriyor.
  5. MyTrashMail: Kayıt olmadan bir kullan-at email alabiliyorsunuz. Eğer kayıt olursanız size güvenli geciçi bir email hesabı da veriyor.
  6. MailExpire: Kullan at email’in ömrü 3 ay kadar olabiliyor.
  7. Jetable.org: 1 aya kadar saklıyor. Eğer istenirse sizin email’inize de yönlendiriyor.
  8. SpamBox: kullanıcı@spambox.com şeklinde adresler veriyor ve posta kutunuzun ömrünü ayarlamanıza olanak veriyor.
  9. DontReg: Sık kullanılan bir kullan at servisi daha.

Bunların dışında aşağıdaki kullan at servislerine de göz atabilirsiniz. Bunlardan bazıları sadece kısa sürede zaman aşımına uğrayan email hesapları sunuyor. Diğerleri ise hizmeti kullanmak için kayıt olmanızı gerektiyorlar. Ama ben şahsen incelemedim.

  1. TemporaryInbox
  2. MailEater
  3. SpamHole
  4. 10MinuteMail
  5. TempoMail
  6. TempEmail
  7. KasMail
  8. SpamMotel

Google Answers geri mi dönüyor?

Google Answers RusyaGoogle’ın Yahoo’ya karşı kaybettiği ender alanların başında soru-cevap hizmeti geliyor. Yahoo’nun soru cevap servisi Yahoo Answers her gün daha da popüler hale gelirken bilindiği Google Answers 2006 yılında servisten kaldırılmıştı. Bunun en büyük sebebi Google Answers’ın paralı bir servis olması idi. Bu serviste insanlar Google’da arama yapmaları için belli kişilere paralar ödüyorlardı. Google’da bunun dörtte birini alıyordu. Yahoo’da ise soru sormak bedava, cevapların kalitesini ile kullanıcılar belirliyor.

Öyle gözüküyor ki Google bir kez daha şansını denemeye hazırlanıyor. Google Rusya yeni Google Answers’ı (Вопросы и ответы) deniyor. Bu sefer sistem Yahoo Answers’a benzer bir şekilde çalışıyor. Her kullanıcı 100 puan ile başlıyor. Sorulan soruların maliyeti 10, 20, 30, 50, 80 veya 100 puan. Bunun karşılığında her gün sisteme girerek 5 puan ve verdiğiniz her cevap için 2 puan kazanıyorsunuz. En iyi cevap ise kullanıcı tarafından belirlenen puanların hepsine sahip oluyor. Bu puanların satın alınıp alınamayacağı veya paraya çevrilip çevrilemeyeceği konusu henüz belli değil. bu tarz paralı bir hizmeti IT konusunda expertsexchange.com sunuyor. Ama answers.com ve yahoo Answers gibi parasız bu hizmeti veren siteler var ve buaralara her konuda sorular sorabiliyorsunuz.

Görünüşe göre bu servis yakında diğer dillerde de hizmete girecek. Bakalım Türkçesi ne zaman çıkacak?