Önemli olan boyuysa…

sizeasy.com boyut karşılaştırmaSizinle bir site paylaşmak istiyorum. Bu sitenin adı www.sizeasy.com. Sitenin yaptığı şey boyutlarını verdiğiniz ürünleri karşılaştırmak. Örneğin 2 tane notebook arasında ki farkı mı görmek istiyorsunuz? Giriyorsunuz siteye, boyutlarını yazıyorsunuz. Size görsel olarak aradaki farkı ifade ediyor.  Bunun yanında daha önceden tanımlı bir kaç gündelik eşya var isterseniz onlarla da bir karşılaştırma yapabiliyorsunuz.

Şimdilik sadece 5 ürünün direk karşılaştıırlmasına izin veriyor. Eğer ölçücek bir şeyleriniz yoksa sitede bulunan bir sürü karşılaştırmaya da göz atabilirsiniz ya da arama seçeneğini kullanarak başkaları tarafından yapılmış karşılaştırmaları görebilirsiniz. Bence oldukça ilginç bir hizmet.

Özellikle ürün incelemeleri yaparken işinizi yarabilir. İşte benim Sony Ericsson P1i incelemesi yaparken telefonu rakipleri ile karşılaştırmamın .

İçerik yönetimi sistemleri test sürüşü

Open CMS LogoZaman geçtikçe bir sürü yeni açık kaynak program ortaya çıkıyor. Özellikle intenet ile ilgili olarak açık kaynak blog sistemleri, içerik yönetim sisteleri, resim galerileri, alış veriş sistemleri vs… Tabii bu kadar sistem arasında kullanmayı tercih ettiğinizi genelde önce bilgisayarınıza çekip bir test ortamında denemeniz gerekebilir.

Çoğu zaman için bu deneme ve bir test ortamı oluşturma işi çeşitli zorluklar çıkartabilir. Ama stumbleUpon ile gezerken rastladığım bir site bu sorunlara karşı güzel bir çözüm olabilir.

opensourcecms.com adlı bu site size açık kaynak içerik yönetim sistemlerini kurmadan test etme fırsatı sunuyor. Bu site sayesinde sadece içerik yönetim sistemlerini değil daha bir çok sistemi ve betiği (script) test etme fırsatınız var. Ayrıca diğer kullanıcıların yorumları da oldukça faydalı olabilir.

En kullanışlı yanlarından biri de kullandığınız veya kullanmayı düşündüğünüz sistemlerin farklı versiyonlarını test etme ve arada ki farkı görme kolaylığı. Mesela WordPress kullanıyorsanız, ve en son versiyon 2.3.2′ye geçip geçmemeyi düşünüyorsanız buradan 2.3.2 sürümünü kontrol edebilirsiniz.

Blogları Facebook uygulaması yapmak

Blogfuse FB uygulama logoGeçenlerde karşıma ilginç bir uygulama çıktı. Bunun sayesinde bloglarınızı bir Facebook uygulaması haline getirebilirsiniz.

Aslında blogunuzu Facebook’ta paylaşmanın çeşitli yolları var. Ama bunların da sınırları var. Örneğin bir blogu “Notes” uygulamasına ekleyebilirsiniz. Böylece blogunuzda yayınlanan yazılarınız da Facebook’ta arkadaşlarınız tarafından okunabiliyor. Ama maalesef birden fazla blog sahibi iseniz, diğer bloglarınız buraya aktarılamayacak.

Öte yandan arkadaşım Tolga Orhon’un geliştirdiği ve Facebook’un en iyi RSS uygulamalarından biri olan Simply RSS uygulamasını profilinize ekleyebilirsiniz. Bu uygulama ile istediğiniz kadar RSS beslemesi ekleyebiliyorsunuz. Ama bu beslemeler sadece sizin profilinizi ziyaret edenler tarafından görünüyor. Dolayısı ile ilginç bir kişilik değilseniz bu yolla blogunuzun okunma oranı pek de artmayacaktır.

Diğer bir yol ise demin bahsettiğim şekilde blogunuzu bir Facebook uygulaması (application)  olarak eklemek. Bu sayede blogunuzu hem arkadaşlarınızın profillerine ekleyebilir hem de onların kendi arkadaşlarına iletmelerine ve hatta profillerine eklemelerine olanak sunabilirsiniz.,

Size  bu olanağı sağlayan uygulamanın adı Blogfuse. Blogfuse’e kayıt olduktan sonra bi kaç basit adımda blogunuzdan bir Facebook uygulaması yaratıyorsunuz ve paylaşmaya başlıyorsunuz. İşin güzel yanı eğer bunları yapmak için uygulama geliştirmeyi bilmenize gerek yok. Tek yapmanız gereken basit bir kaç adımı takip etmek.

Uygulamayı kaydederken ilk önce Facebook’un uygulama geliştirmeye yarayan kendi uygulamasını eklemeniz gerekiyor. Ama merak etmeyin bunu Blogfuse’ün kendi sitesinden takip ederek yapıyorsunuz. Dolayısı ile bir şey bilmenize gerek yok.

Facebook uygulama geliştirme

Uygulamayı profilinize eklediğiniz zaman mini-feed de diğer uygulamalar gibi gözüküyor.

Su aygırını uygulama olarak eklediğiniz zaman mini-feed’de böyle gözüküyor

Uygulamayı ekledikten sonra profilinizde bu şekilde gözüküyor.

Blogfuse uygulamasının profilde görünümü

Deneme yaparken gördüğüm olaylardan bir tanesi Facebook desteklemesine rağmen Blogfuse uygulaması Türkçe karakterleri kabul etmiyor. Bunun dışında blogunuzun hangi sistemde olduğu da önemli değil eğer RSS beslemesi varsa bütün bloglar bu şekilde uygulamaya dönüştürülebiliyor.

Facebook çok büyük bir kitleye hitap ediyor dolayısı ise bu uygulama sayesinde blogunuzun okuyucu kitlesini oldukça artırmanız mümkün. Facebook’ta şu an için 58 milyon civarı üye olduğunu düşünürsek fena bir yöntem değil.

Tabii bir de kötü haber var. Bu uygulama geliştirici bedava değil. Bir blog için aylık 5$ bir ücret ödemeniz gerekiyor. Ama bir haftalık bir deneme süresi var. Bu süre büyük ihtimal ile bu paraya değip değmeyeceğini anlamanıza yetecektir.

İşte suaygiri.com’un Facebook hali uygulaması Su Aygırı

Google Takvim ve Outlook eşlemesi

Eğer siz de Google Calender (Takvim) kullanıyorsanız. Zaman zaman Google Takvim’i Outlook ve/veya cep telefonunuz ile eşlemek (senkronize) etmek ihtiyacı duymuş olabilirsiniz. Aslında aradığınız zaman bunu yaptığını iddia eden bir sürü program bulmanız mümkün. Ama nerede çokluk orada … adlı ata sözündeki gibi çok seçenek olması her zaman için iyi bir durum olmayabilir.

Burada İlker’in Facebook notlarında tanıttığı iki sitenin size faydası olabilir. Buna ek olarak benim de bir açık kaynak Outlook eklentisi önerim var.

Bunu yapan birçok yazılım/servis var. Fakat hepsinde bazı şeyler eksik gibi bir durum oluyor. Burada iki çözüm göstereceğim. İkisi de officially resmi olarak ücretsiz, çift yönlü.

GooSync.com

GooSync ekran görüntüsü

Tolga’nın kullandığı bu servisi kullanarak gCal’inizi direk cep telefonunuz ile sync edebilirsiniz. Bu servisi kullanmak için cebinizden internete bağlanmanız gerekiyor. Bağlanınca servis cebinizde yarattığınız ajandanızı gCal’a – gCal’dakileri ise cebinize senkronize ediyor. Bu işlemden sonra Outlook da kullanıyorsanız, cep telefonunuzun sync programı ile bu ajandayı Outlook’a da aktarabilirsiniz. Tabiki cep telefonu – Outlook arasındaki senkronizasyon da çift yönlü. Böylece aynı takvime her yerden ulaşmış oluyorsunuz.

SyncMyCal.com

SyncMyCal ekran görüntüsü

Yok hayır ben gprs bağlantısı kullanmak istemiyorum diyorsanız, o zaman bu çözüm daha çok ilgilinizi çekecektir.

Tekrar açıklamaya gerek yok, bu da yukarıdaki işlemleri aynı şekilde yapıyor. Bu yazılımın ücretsiz sürümü yanlızca 3 gün ileri ve gerideki ajandanızı alıyor, paralısında sınırsız, ayrıca ücretsizde senkronizasyon işlemini manual başlatmanız gerekiyor, paralısında otomatik. Ama bunların sıkıntı yaratacağını düşünmüyorum. Ben ücretsiz sürümünü Vista üzerinde kullanıyorum, problemsiz çalışıyor.

Bu iki site haricinde Remote Calenders adlı yazılım da işinize yarayabilir. Aslında bu Outlook 2003 için bir eklenti. Bu eklenti ile Outlook takviminizi çift yönlü olarak eşleyebiliyorsunuz.

Online Virüs ve Zararlı Program Kontrolu

NanoScan virüs taraması sırasında. Tarama Firefox 2 ve Windows Vista üzerinde yapılmıştır.Günümüzde, virüsler, malware ve spyware’ler can sıkıcı şeyler. Genelde bunun için çözüm bir virüs programı kullanmaktır. Ama sisteminizde yüklü olan program çeşitli nedenlerden dolayı güncel olmayabilir veya yeni çıkan her virüsü tanımayabilir. Günümüzde Internet’teki gelişme sayesinde artık virüs kontrollerinizi online olarak yapabilirsiniz. Online virüs tarayıcıların en büyük avantajı her an en güncel veritabanına sahip olmaları.

NanoScan virüs taraması sonuçları.Genelde bir sürü Anti-virüs firmasının online virüs tarayıcıları olsa da bunların çoğu pek istenildiği şekilde çalışmıyor. Fakat biraz önce rastladığım Nanoscan ve TotalScan’i tanıtmak isterim.

İkisi de Panda Antivirus firmasının projeleri. Firefox’ta ve Internet Explorer’da çalışıyorlar. Nanoscan biraz daha basit bir tarama yapıyor. Bu yazı yazıldığı anda 2,721,064 virüs ve benzeri kötü niyetli programı tanıyordu. Benim sistemimi bir dakikatın altında taradı. Zaten en büyük avantajı da bu hızlı taraması. Nanascan sadece bir tarayıcı, yani kötü bir şey bulursa silmiyor amacı sadece sizi uyarmak. İkiside 9 ayrı dili destekliyor ama aralarında Türkçe yok.

TotalScan virüs taraması sırasında. Tarama Firefox 2 ve Windows Vista üzerinde yapılmıştır.Eğer daha ayrıntılı bir tarama isterseniz gene Panda’nın Total Scan’i kullanmalısınız. Total Scan daha detyalı bir tarama yapıyor. Basit taraması beş dakika civarı sürerken, tam tarama ise bir saati bulabiliyor. Ayrıca TotalScan’a üye olursanız taramalarınızı kişiselleştirebilir (ör: belli dizinler gibi), tarama geçmişiniz gibi ileri fonksiyonlara erişebilirsiniz. Üyelik ücretsiz. Ben test ettiğim sırada 3,010,972 zararlı öğe tanıyordu. Nanoscan’in aksine TotalScan bulduğu zararlı öğelere gerekli müdaheleleri de yapabiliyor. Bazı ileri fonksiyonlarını kullanmak için ise Pro sürümüne geçmeniz gerekebilir.

TotalScan arama sonuçları.Yukarıda da bahsettiğim gibi diğer anti-virüs firmaları da online tarayıcılar sunuyorlar. Yalnız aşağıdakilern hepsi Active-x tabanlı olduğu için sadece Internet Explorer’da çalışıyor.


internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

Not: Test sırasında Windows Vista ve Firefox 2 kullandım. Firefox’u administator modunda başlatana kadar eklentiyi yükleyemedim. Administrator modundan sonra ise problemsiz olarak çalıştı.

Mozilla Weave, Mozilla’nın web servisleri platformu

Mozilla Labs Weave LogoMozilla sessiz sedasız yeni geliştirmekte olduğu açık web servisleri platformu Weave‘i duyurdu.

Günden güne web ile daha iç içe bir hayat yaşıyoruz. Zamanımızın çoğununu web servislerini kullanarak geçiyoruz. Her ne kadar Flock gibi girişimler tarayıları bu tür servislerle entegre etmeye çalışsalar da bu iş için yeterli girişimler değiller.  Bugün tüm web servisleri neredeyse farklı yöntemler kullanıyorlar. Bu yüzden bunları birleştirecek bir standarta ihtiyaç var. Örneğin web e-posta servislerini sorgulamak, ya da fotoğrafları yüklemek için kullanılcak bir standart daha verimli bir web deneyimi getirecektir.

İşte Mozilla’nın da Weave ile yapmaya çalıştığı bu. Yani Mozilla hesabınızı kullanarak, bookmarklarınızı yer imlerizi, eklentilerinizi, temalarınızı ve diğer ayarlarınızı Mozilla hesabınızda saklayabileceksiniz. Böylece eğer bilgisayarınızı kaybetseniz bile ayarlarınız Mozilla sunucusunda sizi bekliyor olacak. Mozilla Weave hem bir sunucu (Ör: Mozilla servisleri sunucusu) ve de bir eklentiden (Firefox 3 için) oluşuyor.

Bir kaç kullanım örneği burada İngilizce olarak bulunuyor.

Weave, şu an için deneme safhasında ve daha çok yeni. Şu an için sadece Firefox 3 ile çalışıyor. Eğer denemek isterseniz buradan  Mozilla servisleri hesabınızı yaratıp eklentiyi indirebilirsiniz.

17 Kullan-at email servisi

Internet gün geçtikçe spam’in daha fazla olduğu bir medyum haline geliyor. Milyonlarca bot, her gün milyonlarca web sitesini gezerek buralardan e-mail adreslerini alıyorlar. Bunun yanında bir sürü web sitesi, kullanım için sizden kayıt olmanızı istiyorlar. Tabii bu sırada mecburen email adresinizi de veriyorsunuz. Verdiğiniz bu email adresi çok kısa bir süre içinde haberiniz olmadan bir sürü firmanın eline geçebilir.

Ama hem yeni servislere üye olmanın, hem de spamden korunmanın bir yolu var. Kullan-at-email servisleri. Böyle bir servise kayıt olunca email ile gerekli kayıt işlemlerini hallediyorsunu ve daha sonra bu email adreslerini belli bir süre içinde kendilerini yok ediyorlar.

İşte size kullanacabileceğiniz kullan at email servisleri:

  1. Mailinator: Internette bulunan en çok kullanılan kullan-at hesaplarından biri.
  2. Bugmenot.com: Temiz, hızlı ve basit
  3. Guerilla Mail: 15 dakika da tükenen email adresleri. Hızlı ve basit.
  4. Pookmail:Türkçe dahil olmak farklı dillerde de hizmet veriyor.
  5. MyTrashMail: Kayıt olmadan bir kullan-at email alabiliyorsunuz. Eğer kayıt olursanız size güvenli geciçi bir email hesabı da veriyor.
  6. MailExpire: Kullan at email’in ömrü 3 ay kadar olabiliyor.
  7. Jetable.org: 1 aya kadar saklıyor. Eğer istenirse sizin email’inize de yönlendiriyor.
  8. SpamBox: kullanıcı@spambox.com şeklinde adresler veriyor ve posta kutunuzun ömrünü ayarlamanıza olanak veriyor.
  9. DontReg: Sık kullanılan bir kullan at servisi daha.

Bunların dışında aşağıdaki kullan at servislerine de göz atabilirsiniz. Bunlardan bazıları sadece kısa sürede zaman aşımına uğrayan email hesapları sunuyor. Diğerleri ise hizmeti kullanmak için kayıt olmanızı gerektiyorlar. Ama ben şahsen incelemedim.

  1. TemporaryInbox
  2. MailEater
  3. SpamHole
  4. 10MinuteMail
  5. TempoMail
  6. TempEmail
  7. KasMail
  8. SpamMotel

Google Answers geri mi dönüyor?

Google Answers RusyaGoogle’ın Yahoo’ya karşı kaybettiği ender alanların başında soru-cevap hizmeti geliyor. Yahoo’nun soru cevap servisi Yahoo Answers her gün daha da popüler hale gelirken bilindiği Google Answers 2006 yılında servisten kaldırılmıştı. Bunun en büyük sebebi Google Answers’ın paralı bir servis olması idi. Bu serviste insanlar Google’da arama yapmaları için belli kişilere paralar ödüyorlardı. Google’da bunun dörtte birini alıyordu. Yahoo’da ise soru sormak bedava, cevapların kalitesini ile kullanıcılar belirliyor.

Öyle gözüküyor ki Google bir kez daha şansını denemeye hazırlanıyor. Google Rusya yeni Google Answers’ı (Вопросы и ответы) deniyor. Bu sefer sistem Yahoo Answers’a benzer bir şekilde çalışıyor. Her kullanıcı 100 puan ile başlıyor. Sorulan soruların maliyeti 10, 20, 30, 50, 80 veya 100 puan. Bunun karşılığında her gün sisteme girerek 5 puan ve verdiğiniz her cevap için 2 puan kazanıyorsunuz. En iyi cevap ise kullanıcı tarafından belirlenen puanların hepsine sahip oluyor. Bu puanların satın alınıp alınamayacağı veya paraya çevrilip çevrilemeyeceği konusu henüz belli değil. bu tarz paralı bir hizmeti IT konusunda expertsexchange.com sunuyor. Ama answers.com ve yahoo Answers gibi parasız bu hizmeti veren siteler var ve buaralara her konuda sorular sorabiliyorsunuz.

Görünüşe göre bu servis yakında diğer dillerde de hizmete girecek. Bakalım Türkçesi ne zaman çıkacak?

Google Knol. Acaba Google fazla mı ileri gidiyor?

Google Knol’dan bir ekran görüntüsüGoogle geçtiğimiz günlerde yeni projesi olan Knol kod adlı bilgi portalını açıkladı. Knol ismi İngilizce “knowlegde” dan geliyor. Google bu bilgi portalını yetkili ve ilgili bir içerik ile doldurmayı planlıyor. Şu an için Knol sadece davetli kapalı beta aşamasında. Yani sadece davetli kişiler Google’ın yeni ürününü deniyebiliyorlar.

Knol’un amacı bilimden, tarihe, basit gerçeklerden tıbbi konulara kadar insanın aklına gelebilecek her türlü konuda bilgi sağlmak. Yani Wikipedia‘nın yaptığından çok da farklı bir şey değil.

Yani kısacası Knol herkesin girip kendi yazılarını yazabileği bir platform. Fakat Google yazılan yazılara hiç bir şekilde karışmayacağını söylüyor. Peki bu yazıların yetkili ve güvenilir olmasını nasıl sağlayacak? Bu konuda Google’ın düşüncesi yazıyı yazanların kendi itibarlarını ortaya koydukları için kaliteyi artıracakları yönünde. Bu yüzden de anonim girdiler olmayacağı söyleniyor.

Örnek verecek olursak ben kutup ayıları hakkında bir yazı yazıyorum. Yazının popülaritesini ve doğruluğunu ise kullanıcar belirliyor. Ama bir başkası da gelip kutup ayıları hakkında kendi yazısını yazıyor. Bu şekilde iki yazar aynı içerik için rekabet halindeler. Ama bir kontrol mekanizmasının olmaması bunun saçma sapan ve güvenilmez yazılarla dolu bir portal haline gelme tehlikesini de arttırıyor. Google’ın bu stratejisinin işe yarayıp yaramayacağını zaman gösterecek.

Burada asıl problem Google’ın el attığı başka iş alanı olmasında yatıyor. Google içerikleri indeksleyen ve bunları bir şekilde sıralayarak kullanıcılara sunan bir servis. Ama yavaş yavaş içerikleri de üreten bir firma haline geliyor. Gösterilen içeriği kontrol eden bir firmanın içerik üretmesinde yatan sorunlar yeterince açık.

İlk başlarda Google çok doğru ve hızlı arama sonuçları ile herkesi cezbetti. Daha sonra sponsorlu bağlantılar ve devamı geldi. Google bu şekilde kendi içeriğini üreterek güven kaybedebilir. Tekel denilen şey böyle birşey.

Wikipedia’nın trafiği Kasım ayı için 107 milyon. Aynı ay için ise Google’ın trafiği 260 milyon. Dolayısı ile Google’ın neredeyse kendisinin yarısı kadar trafiği olan bir alana göz dikmesi pek de anlaşılmaz değil.

Bu arada Knol her ne kadar Wikipedia’ya benzese de önemli farklar var. Örneğin Wikipedia yazarlar arasında işbirliğini teşvik ediyor. Oysa Knol’un ana fikri rekabet üstüne kurulu. Knol’a katkı yapanlar birbirlerinin makalelerini değişteremiyorlar. Yani aynı konu hakkında bir çok makale olabilir.

Buna ek olarak Knol’a katkı yapanlar yaptıkları katkıların telif hakkına sahipler. Oysa Wikipedia tamamen özgür, yaptığınız katkılar kamuya ait.

Bir diğer problem de hem arama motoru optimizasyonu yapanları ilgilendiriyor. Wikipedia’nın sonuçları şu anda zaten arama sonuçlarında genelde bir yere sahip. Bu da ilk sayfa da 9 tane yer bırakıyor. Buna Google’ın Knol’u da eklenince ilk sayfadaki değerli yerlerin sayısı 8 düştü bile. Bu kullnıcılar açısından da kötü bir deneyim olabilir.

Google genelde bir çok alana rekabet getirerek bu alanları gelişmeye zorlayan bir yapıdaydı. Ancak bu son hareketi bu anlayışın tam tersinde Google zaten rekabetin çok olduğu bir alana giriyor. Asıl tehlike ise bu alandaki çok büyük etkisini kendi lehine kullanması.

Peki siz Google Knol hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce de Knol fazla ileri gitmek mi?

Shareapic resimlerinizi yüklemeniz için size para ödüyor

ShareapicInternette resim ve videolarınızı yükleyerek bunları paylaşabileceğiniz bir sürü site bulunmakta. Mesela Picasa, Flickr vs. Bu siteler resim gösterimlerinde bulunan reklamlar aracılığı ile para kazanıyorlar. Shareapic adlı bir site bu hizmetten kazandığını kullanıcıları ile paylaşmanın iyi bir fikir olacağını düşünmüş. Bence de.

Siz resimlerini Shareapic’e yolluyorsunuz daha sonra bu resimleri tüm Dünya ile paylaşarak resimlerin görüntülenmesini sağlıyorsunuz. Shareapic de size bu görüntülenmeler karşılığında para ödüyor. Şimdilik 1000 gösterime 0.22 $ ödüyorlar. Belki fazla gibi görünmeyebilir ama aslında fena bir rakam değil. Eğer bir sürü ve ilginç resimlerin olduğunu varsayarsanız iyi bir gelir elde edebilirsiniz. Ayrıca bununla da bitmiyor. Eğer bir Google Adsense hesabınız var ise Shareapic, albümlerinizin ve resimlerinizin olduğu sayfaya Google Adsense reklamları koymanıza da izin veriyor. Bir de bunlara ek olarak yeni kullanıcılar getirirseniz size onların kazandığı miktarın %10′u kadar da fazladan veriyor.

Servis olarak da limitsiz sayıda dosya yollayabiliyorsunuz. Ayrıca yolladığınız dosyalarda bir boyut limiti de yok. Ödemelerinizi yedi gün içinde yapıyor. Paranızı isterseniz Paypal’dan isterseniz Amazon.com (ve biri iki firma daha) hediye çeki olarak alabiliyorsunuz.

Resimlerinizi yükleyip para kazanmak için: Shareapic

Bu arada Youtube‘da video gelirlerini paylaşmaya açtı. Ama bu durum şu an sadece Amerika ve Kanada’da ikamet eden kullanıcılar için geçerli.