Internet | SuAygırı.Com

internet Kategorisi Arşivi

Arama Motorları Nasıl Çalışır

Yazan: Sinan Taga

Arama MotorlarıInternet’te çoğu zaman her konuda son derece güzel içerikler mevcut. Ama problem bunları bulmak. Dolayısı ile Internet’tebir şey aradığımız zaman hemen arama motorlarına dönüyoruz. Peki ama bu arama motorları nasıl çaılışıyorlar. Bende bunu merak ettim. Daha sonra öğrendiklerimi paylaşmak iyi br fikir olabilir diyerek bir yazı halinde buraya yazdım.

İlk önce belirtmek lazım ki başlıca iki tür arama motoru var. Bunlardan ilk grup insanlar tarafından oluşturulanlar. Bunların başında DMOZ geliyor (Wikia’da başka bir örnek). Belki de bunlara bir arama motoru demektense birer dizin demek daha doğru olabilir.

Diğer kısım ise bizi asıl ilgilendiren arama motorlarının olduğu kısım. Yani başını Google’ın çektiği otomatik arama motorları. Dolayısı ile bu yazıda bundan sonra arama motoru kelimeleri kullanıldığı zaman bunlardan bahsediyor olacağım.

Devamı için tıklayın

Meet Me Room (Buluşma Odası)

Yazan: Sinan Taga

One Whilshire Building (Foto: Dave Bullock)Bir Buluşma odası bir sürü servis sağlayıcının ağlarını, diğer ağlara fiziksel olarak bağladıkları oadalar verilen isimdir. Her ne kadar Internet’i biribirine bir çok farklı yerden bağlanabilen bilgisayarlar olarak düşünmek kolay olsa da, bu servis sağlayıcılar da fiziksel olarak bir yerden Internet’e bağlanmak zorundalar.

Wired Magazine’in web sitesinde bu Meet Me Room’ların en kalabalık olanlarından biri ile ilgili bir haber var. Los Angeles’da bulunan One Willshire adlı bina 260′dan fazla servis sağlayıcıya ev sahipliği yapıyor.

Bana oldukça ilginç  geldi. Sizin de ilginizi çekebilir. Diğer fotoğraflar için bu bağlantıyı takip edebilirsini.

GIF, JPG ve PNG arasındaki farklar

Yazan: Sinan Taga

Eğer bir webmaster iseniz, genellikle grafik ve resimlerle de haşır neşir olmaktasınız. Bugün web ortamında kullanılan başlıca üç resim formatı var. Bu üç değişik resim formatınında kendilerine göre bazı getirileri ve götürüleri var. Belli yerlerde belli bir formatı seçerek daha hızlı yüklene daha kaliteli resimleri sitenize ekleyebilirsiniz.

GIF, JPEG, PNG formatlarının detayları için tıklayın

HTML 5 taslak, yeni ne var?

Yazan: Sinan Taga

W3 Konsorsuyumu HTML’in yeni sürümü olan 5. sürümün taslak versiyonu 22 Ocak 2008′de yayınladı. Taslak sevenler buradan bakabilirler.

Eklenen ve çıkartılan bir sürü yeni eitket (tag) ve özellik (attribute) var. Bunların dışında daha önceki HTML sürümleri ile geri uyumlu olarak tasarlanmış.

Eklenen yeni HTML etiketleri (tags) için tıklayın

Technorati’den otorite düzeltmesi

Yazan: Sinan Taga

Technorati logoBlog dünyasının öncü ismi Technorati blogları sıralandırmada kullandığı ve Authority (Otorite) adını verdiği sıralandırma kriterini değiştirdi. Technorati bunu bir bug kabul ettiğini ve düzelttiğini açıkladı. Buna göre bazı sitelerin Authority puanları yanlışkla şişiriliyormuş. Amaç bunu önüne geçmekmiş. Bu özellikle üst sıradaki blogları etkileyen bir değişiklik.

Yapılan düzeltme şöyle:
Technorati bu düzeltmeden önce bir domain de bulunan bloglara gelen bütün bağlantıları sayıyordu. Yani desktops.engadget.com ve hdtv.engadget.com adreslerine gelen tüm bağlantılar sayılıyordu. Artık bunlar bu şekilde sayılmıyor. bu düzeltmeden sonra Engadget 30.000′den fazla linkini yitirmiş. Gerçi hala birinci sıradalar.

Tehcnorati’den Dorion Carroll’un konuyla ilgili açıklaması ise burada.

Benim Türkiye’de tek bildiğim iki alt-alanı olan blog wolkanca. Acaba onun otorite puanında bir değişiklik oldu mu veya başka değişiklik olan bloglar var mı bilemiyorum.

Dosyalarınızı yüklemeden paylaşın

Yazan: Sinan Taga

BoxCloud Logo

Dosya paylaşımı artık bir sürü kişi bir ihtiyaç halini aldı. İnsanlar dosylarını şu veya bu nedenle paylaşma ihtiyacı duyuyorlar. Fakat bu iş her zaman sanıldığı kadar basit değil. Internet üzerinde dosya paylaşmanın bir kaç temel yolu var. Bunlardan bazılarının sınırları var, diğerleri ise ortalama bilgisayar kullanıcısı için karışık olabilirler.

Genelde dosya paylaşımları e-postalara ek şeklinde veya her gün artan online çevrimiçi sitelere dosyaları yüklemek biçiminde oluyor. Fakat bu iki yöntemde de dosyaları karşıya yüklemek zaman alan yavaş bir işlem. Çoğu servisinde dosya boyutları için sınırlamaları var. Diğer bir yöntem de FTP ile dosyaları paylaşmak veya bir P2P programı kullanmak. Genelde bu iki yöntem de ortalama bir bilgisayar kullanıcısı için çok anlaşılır ve kola uygulanabilir yöntemler değiller.

BoxCloud isimli bir servis ise dosya paylaşım problemlerinize bir çözüm olabilir.

BoxCloud’ın programını bilgisayarınıza yüklüyor ve paylaşmak istediğiniz dosyları seçiyorsunuz. Seçtiğiniz dosyları paylaşmak istediğiniz kişileri veya grupları da gene bu program aracılığı ile belirliyorsunuz. Bundan sonra başka bir şey yapmanıza gerek yok. Dosyalarınızı paylaşmaya izin verdiğiniz kişiler standart bir web tarayıcı aracılığı ile bu dosyalara ulaşabiliyorlar. Herhangi bir ayar yapmalarına veya bir program yüklemelerine gerek yok.

Dosyalar zaten sizin bilgisayarınızda olduğu için her güncellendiğinde bir daha yüklemenize veya göndermenize de gerek kalmıyor. Ayrıca kullnıcılar bazı temel dosya türlerine de eğer izinleri varsa müdahele edebiliyorlar.

Üstüne üstlük bir indirme limiti veya bant genişliği limiti ya da bir yer sınırı yok. Tek sınırlama sizin bilgisayarınızın kapasitesi ve İnternet bağlantı hızınız.

BoxCloud’ın paralı seçenekleri de mevcut ama bedava seçeneği bir çok kullanıcının işini görecektir. Bedava versiyonundaki tek sınırlama, aynı anda paylaşılan dosyalara sadece 3 kişinin erişmesine izin vermesi.

Şu an için BoxCloud sadece Windows ve Mac’te çalışıyor.

Buradan indirebilirsiniz.

Sosyal Mühendislik Saldırıları ve Phishing

Yazan: Sinan Taga

Küreselleşen Dünya’da artık insanlar birbirlerin her zamankinden daha yakın. Her gün gelişen iletişim teknikleri ile insanlar bilgiye ve birbirlerine daha çabuk erişebiliyorlar. Hızla küçülen Dünya’da yeni tehlikeler de söz konusu. İşte size ileteşim çağımızın getirdiği başlıca sorunlardan bir ikisi.

Sosyal MühendislikSosyal Mühendislik
Sosyal Mühendislik bir alışa gelinmiş bir mühendislik dalı değildir. Peki o zaman nedir?

Sosyal Mühendislik, insan etkileşimini (sosyal yetenekleri) kullanarak insanlara çeşitli şeyler yaptırmak ve/veya insanları bir organizasyon (veya kişisel) hakkında gizli bilgileri açığa çıkartmak üzere manipüle etmeye yarayan tekniklerin toplamına verilen isimdir. Çoğu zaman basit dolandırıcılığa çok benzese bile bu terim genelde bilgi sızdırmak veya bir bilgisayar sistemine sızmak üzere yapılan numaralar için kullanılır. Bu durumların büyük çoğunluğunda saldırgan kurban ile yüz yüze gelmez.

Genelde saldırgan, saygın bir kurumun elemanı olarak gösterir hatta zaman zaman bunu destekleyecek belgeler bile sunabilir. Sorduğu sorular yardımı ile sisteme sızmasına yetecek kadar bilgiyi elde edebilir. Eğer bu bilgi yeterli değilse başka kurbanlardan aldığı bilgileri birleştirerek sisteme sızmaya çalışır.

Phishing
Phishing (Resmin telifi howstuffworks.com’a aittir.) Bir sosyal mühendislik türü olan Phishing, İngilizce “Password” (Şifre) ve “Fishing” (Balık avlamak) kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. Genelde e-postalar ve/veya sahte web siteleri aracılığı ile kurbanın finansal bilgilerine erişmeyi hedefler. Çoğunlukla saygın bir finans kuruluşundan, hesap detayları kredi kartları veya bir değişiklikle ilgili e-postalar yollayarak, kullanıcıyı şifresini açığa çıkartabileceği bir ortama çekmeye çalışır. Kurban bu sahte isteklere cevap verdiği zaman saldırgan bu bilgileri kurbanın hesabına ulaşmak için kullanır.

Bir kurban olmamak için neler yapabilirsiniz?

  • Organizasyonun yapısı hakkında bilgi isteyen ve sizin tarafınızdan talep edilmemiş telefon konuşmalarına, e-postalara şüpheyle yaklaşın. Eğer birey yasal bir kuruluştan olduğunu iddia ediyorsa bunu doğrudan o kuruluş ile teyit edin.
  • Kişisel ve/veya organizasyonunuza ait bilgileri, eğer bilgilere ulaşma hakkı olduğuna yüzde yüz emin değilseniz yabancılara kesinlikle vermeyin.
  • E-postalarda kişisel ve finansal bilgileri açığa çıkarmayın, eğer bu konuda talep edilmemiş bir mesaj alırsanız cevaplamayın. Buna o mesaj veya e-postadaki bağlantılar da dahildir.
  • Sizden bilgi isteyen bir sitenin adresinin (URL) doğruluğundan emin olur. Çoğu sahte site bire bir orijinallerinin kopyasıdır ve adresteki küçük değişiklikler dışında aslının aynısıdır. (Ör: .com yerine sahte site .net ile bitebilir veya isimde tipografik hatalar olabilir.) Eğer yüzde yüz emin değilseniz sadece IP numarası içeren sitelerin sahte olma olasılığı yüksektir.
    Eğer bir e-psota isteğinin meşru olup omadığından emin değilseniz. Üçüncü bir kaynaktan doğrulamaya çalışın. O e-postadaki iletişim bilgilerine güvenmeyin. Bilinen phishing saldırıları ile internet üzerinde kaynaklar vardır. Örneğin Anti-Phishing Çalışma Grubu’nun sitesinde konu ile ilgili bilgiler bulabilirsiniz.
  • Bugün başlıca web tarayıcıları, başta Mozilla Firefox olmak üzere birer dolandırıcı filtresi içerirler ve girdiğiniz sitelerin hile amaçlı olmadığını söyleyebilirler. Bunlara dikkat edin ve devre dışı bırakmayın.
  • Sisteminize anti-virüs programları kurun ve bunları güncel tutun. E-posta filtreleri ile bu sahte e-posta trafiğini önemli ölçüde azalatabilirsiniz. Mozilla Thunderbird ve Outlook son derece gelişmiş spam filtrelerine sahipler. Ayrıca Google’ın Gmail’i de oldukça başarılı bir filtrelemeye sahip. (Online virüs taramaları bilgisayarınıza güncel bir koruma sağlayabilir)
  • Güvenmediğiniz ve şifrelenmemiş ağlarda suyarlı bilgiler içeren işlemler yapmayın. Buradaki şlemleriniz üçüncü partiler tarafından gözetleniyor olabilir.
  • Tüm hesaplarınız için aynı şifreleri kullanmayın. Şifrelerinizi kolay tahmin edilebilir seçmemeye çalışın.

Saldırıya maruz kalındığında yapılabilecekler:

  • Eğer organisazyonunuz hakkında bir bilgiyi açığa çıkarttığınızı düşünüyorsanız. Ağ yetkiliniz başta olma üzere gerekli yerleri haberdar edin.
  • Eğer finansal bir bilginin açığa çıktığından süpheleniyorsanız derhal finans kuruluşunu arayın ve ilgili hesapları iptal ettirin. Ekstrelerinizi herhangi bir sıradışılık için gözden geçirin.
  • Saldırıyı gerekli mercilere şikayet edin.

Online Virüs ve Zararlı Program Kontrolu

Yazan: Sinan Taga

NanoScan virüs taraması sırasında. Tarama Firefox 2 ve Windows Vista üzerinde yapılmıştır.Günümüzde, virüsler, malware ve spyware’ler can sıkıcı şeyler. Genelde bunun için çözüm bir virüs programı kullanmaktır. Ama sisteminizde yüklü olan program çeşitli nedenlerden dolayı güncel olmayabilir veya yeni çıkan her virüsü tanımayabilir. Günümüzde Internet’teki gelişme sayesinde artık virüs kontrollerinizi online olarak yapabilirsiniz. Online virüs tarayıcıların en büyük avantajı her an en güncel veritabanına sahip olmaları.

NanoScan virüs taraması sonuçları.Genelde bir sürü Anti-virüs firmasının online virüs tarayıcıları olsa da bunların çoğu pek istenildiği şekilde çalışmıyor. Fakat biraz önce rastladığım Nanoscan ve TotalScan’i tanıtmak isterim.

İkisi de Panda Antivirus firmasının projeleri. Firefox’ta ve Internet Explorer’da çalışıyorlar. Nanoscan biraz daha basit bir tarama yapıyor. Bu yazı yazıldığı anda 2,721,064 virüs ve benzeri kötü niyetli programı tanıyordu. Benim sistemimi bir dakikatın altında taradı. Zaten en büyük avantajı da bu hızlı taraması. Nanascan sadece bir tarayıcı, yani kötü bir şey bulursa silmiyor amacı sadece sizi uyarmak. İkiside 9 ayrı dili destekliyor ama aralarında Türkçe yok.

TotalScan virüs taraması sırasında. Tarama Firefox 2 ve Windows Vista üzerinde yapılmıştır.Eğer daha ayrıntılı bir tarama isterseniz gene Panda’nın Total Scan’i kullanmalısınız. Total Scan daha detyalı bir tarama yapıyor. Basit taraması beş dakika civarı sürerken, tam tarama ise bir saati bulabiliyor. Ayrıca TotalScan’a üye olursanız taramalarınızı kişiselleştirebilir (ör: belli dizinler gibi), tarama geçmişiniz gibi ileri fonksiyonlara erişebilirsiniz. Üyelik ücretsiz. Ben test ettiğim sırada 3,010,972 zararlı öğe tanıyordu. Nanoscan’in aksine TotalScan bulduğu zararlı öğelere gerekli müdaheleleri de yapabiliyor. Bazı ileri fonksiyonlarını kullanmak için ise Pro sürümüne geçmeniz gerekebilir.

TotalScan arama sonuçları.Yukarıda da bahsettiğim gibi diğer anti-virüs firmaları da online tarayıcılar sunuyorlar. Yalnız aşağıdakilern hepsi Active-x tabanlı olduğu için sadece Internet Explorer’da çalışıyor.


internet kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba ulaşabilirsiniz.

Not: Test sırasında Windows Vista ve Firefox 2 kullandım. Firefox’u administator modunda başlatana kadar eklentiyi yükleyemedim. Administrator modundan sonra ise problemsiz olarak çalıştı.

Mozilla Weave, Mozilla’nın web servisleri platformu

Yazan: Sinan Taga

Mozilla Labs Weave LogoMozilla sessiz sedasız yeni geliştirmekte olduğu açık web servisleri platformu Weave‘i duyurdu.

Günden güne web ile daha iç içe bir hayat yaşıyoruz. Zamanımızın çoğununu web servislerini kullanarak geçiyoruz. Her ne kadar Flock gibi girişimler tarayıları bu tür servislerle entegre etmeye çalışsalar da bu iş için yeterli girişimler değiller.  Bugün tüm web servisleri neredeyse farklı yöntemler kullanıyorlar. Bu yüzden bunları birleştirecek bir standarta ihtiyaç var. Örneğin web e-posta servislerini sorgulamak, ya da fotoğrafları yüklemek için kullanılcak bir standart daha verimli bir web deneyimi getirecektir.

İşte Mozilla’nın da Weave ile yapmaya çalıştığı bu. Yani Mozilla hesabınızı kullanarak, bookmarklarınızı yer imlerizi, eklentilerinizi, temalarınızı ve diğer ayarlarınızı Mozilla hesabınızda saklayabileceksiniz. Böylece eğer bilgisayarınızı kaybetseniz bile ayarlarınız Mozilla sunucusunda sizi bekliyor olacak. Mozilla Weave hem bir sunucu (Ör: Mozilla servisleri sunucusu) ve de bir eklentiden (Firefox 3 için) oluşuyor.

Bir kaç kullanım örneği burada İngilizce olarak bulunuyor.

Weave, şu an için deneme safhasında ve daha çok yeni. Şu an için sadece Firefox 3 ile çalışıyor. Eğer denemek isterseniz buradan  Mozilla servisleri hesabınızı yaratıp eklentiyi indirebilirsiniz.

Google Knol. Acaba Google fazla mı ileri gidiyor?

Yazan: Sinan Taga

Google Knol’dan bir ekran görüntüsüGoogle geçtiğimiz günlerde yeni projesi olan Knol kod adlı bilgi portalını açıkladı. Knol ismi İngilizce “knowlegde” dan geliyor. Google bu bilgi portalını yetkili ve ilgili bir içerik ile doldurmayı planlıyor. Şu an için Knol sadece davetli kapalı beta aşamasında. Yani sadece davetli kişiler Google’ın yeni ürününü deniyebiliyorlar.

Knol’un amacı bilimden, tarihe, basit gerçeklerden tıbbi konulara kadar insanın aklına gelebilecek her türlü konuda bilgi sağlmak. Yani Wikipedia‘nın yaptığından çok da farklı bir şey değil.

Yani kısacası Knol herkesin girip kendi yazılarını yazabileği bir platform. Fakat Google yazılan yazılara hiç bir şekilde karışmayacağını söylüyor. Peki bu yazıların yetkili ve güvenilir olmasını nasıl sağlayacak? Bu konuda Google’ın düşüncesi yazıyı yazanların kendi itibarlarını ortaya koydukları için kaliteyi artıracakları yönünde. Bu yüzden de anonim girdiler olmayacağı söyleniyor.

Örnek verecek olursak ben kutup ayıları hakkında bir yazı yazıyorum. Yazının popülaritesini ve doğruluğunu ise kullanıcar belirliyor. Ama bir başkası da gelip kutup ayıları hakkında kendi yazısını yazıyor. Bu şekilde iki yazar aynı içerik için rekabet halindeler. Ama bir kontrol mekanizmasının olmaması bunun saçma sapan ve güvenilmez yazılarla dolu bir portal haline gelme tehlikesini de arttırıyor. Google’ın bu stratejisinin işe yarayıp yaramayacağını zaman gösterecek.

Burada asıl problem Google’ın el attığı başka iş alanı olmasında yatıyor. Google içerikleri indeksleyen ve bunları bir şekilde sıralayarak kullanıcılara sunan bir servis. Ama yavaş yavaş içerikleri de üreten bir firma haline geliyor. Gösterilen içeriği kontrol eden bir firmanın içerik üretmesinde yatan sorunlar yeterince açık.

İlk başlarda Google çok doğru ve hızlı arama sonuçları ile herkesi cezbetti. Daha sonra sponsorlu bağlantılar ve devamı geldi. Google bu şekilde kendi içeriğini üreterek güven kaybedebilir. Tekel denilen şey böyle birşey.

Wikipedia’nın trafiği Kasım ayı için 107 milyon. Aynı ay için ise Google’ın trafiği 260 milyon. Dolayısı ile Google’ın neredeyse kendisinin yarısı kadar trafiği olan bir alana göz dikmesi pek de anlaşılmaz değil.

Bu arada Knol her ne kadar Wikipedia’ya benzese de önemli farklar var. Örneğin Wikipedia yazarlar arasında işbirliğini teşvik ediyor. Oysa Knol’un ana fikri rekabet üstüne kurulu. Knol’a katkı yapanlar birbirlerinin makalelerini değişteremiyorlar. Yani aynı konu hakkında bir çok makale olabilir.

Buna ek olarak Knol’a katkı yapanlar yaptıkları katkıların telif hakkına sahipler. Oysa Wikipedia tamamen özgür, yaptığınız katkılar kamuya ait.

Bir diğer problem de hem arama motoru optimizasyonu yapanları ilgilendiriyor. Wikipedia’nın sonuçları şu anda zaten arama sonuçlarında genelde bir yere sahip. Bu da ilk sayfa da 9 tane yer bırakıyor. Buna Google’ın Knol’u da eklenince ilk sayfadaki değerli yerlerin sayısı 8 düştü bile. Bu kullnıcılar açısından da kötü bir deneyim olabilir.

Google genelde bir çok alana rekabet getirerek bu alanları gelişmeye zorlayan bir yapıdaydı. Ancak bu son hareketi bu anlayışın tam tersinde Google zaten rekabetin çok olduğu bir alana giriyor. Asıl tehlike ise bu alandaki çok büyük etkisini kendi lehine kullanması.

Peki siz Google Knol hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce de Knol fazla ileri gitmek mi?




Site Mozilla ve Opera gibi standartları destekleyen tarayıcılar için tasarlanmıştır. Eğer IE kullanıyorsanız şikayet etmeyin. kendi düşen ağlamaz.